AYDINLANMA ANI: CEVAP YAYINDA!

Buzdolabının kapısını, henüz kapandıktan kısa bir süre sonra açmaya çalıştığımızda neden daha fazla kuvvet gerekir?Gizemi ve bilimsel açıklamayı hemen inceleyin.

Çözümü Hemen Oku →

11 Ekim 2014 Cumartesi

Power Point Sunum Yapmanın Yolları



1. Hangi işin ne kalitede yapıldığı o işin nasıl sunulduğunun yanında önemsiz bir detaydır.
2. İzleyicilerin ,sizi dinleyenlerin koltuğuna oturun!Ne biliyor?Ne bekliyorlar?Onlara ne ilginç gelecek,onları ne odaklanmış tutacak?Bu soruların yanıtlarını listelemeden sunumu hazırlamaya başlamayın.
3. Bir hikaye anlatın:Hikayelerin giriş ,gelişme,sonuç bölümleri olur .Slaytların da olmalı.Sunum bittiğinde insanların aklında vermek istediğiniz o net mesaj yankılanmalı.
4. Kısa tutun:Sunum yapılırken insanlar aklından bir çok şey geçirebilir."Ah keşke biraz daha konuşsa ..."onlardan biri değil.
10/20/30 kuralı hayatınızı kurtaracaktır.Slayt sayısı 10'da ,sunum süresini  20 dakikada ,font büyüklüğünüyse minimum 30 puntoda tutun.Süre daha fazla olması gerekiyorsa bunu 2 veya 3 bölüme yayın.Her bölüm 20 şer dk. ve 10 slayttan oluşmalı.Seth Godin'in slayt başına en fazla altı kelime kuralı çok iddialı ama aklınızda bulunsun.
5. Yazılar okunsun:Eğer odanın en arkasındaki kişi slaytta yazılanları okuyamıyorsa seçtiğiniz fontu büyütmeniz gerek.Başlıklar için Arial,Verdana ,Helvetica,Myriad Pro;metinler için Times Roman ,Garamond,Goudy,Palatino gibi fontları tercih edin.


6. Efektlerden kaçının:Evet ,dönmedolap gibi gelen slytlar 2000'li yılların başında eğlenceliydi ama zaman ve algı değişiyor,yanar dönerli sunumlardan uzak durun.
7. Görsel seçimine özen gösterin:Eğer sunumda başarısız olmak gibi iddialı bir hedefiniz yoksa clip art imajlardan kaçınmalısınız.Elinizde kendi görsel malzemeniz olmadığı takdirde profesyonel stok fotolardan faydalanın.
8. Hazırlık yapın:Slaytlarınız ne kadar iyi olursa olsun konuşmaya yeterince hazırlanmazsanız insan olarak başladığınız bir sunumu maket olarak bitirebilirsiniz.Slaytsız otamda pratik yapın.
9. Göz kontağı kurun:İzleyiciyle bağı kaybettiğiniz an tüm sunum anlamını yitirecektir.Tüm slaytları kafanıza kazıyın.Akıcı şekilde ,çok hızlı gitmeden ,güvenli ve yüksek sesle konuşun.Ve artık pratik yapmıyorsunuz duvara değil,insanlara bakın.
10. Kancayı hemen atın: İzleyenleri ilk slaytta şaşırtın.Koltuklarında doğrulup sizi daha can kulağıyla dinlemeye başlayacaklar.İzleyicilerle sunum arasında duygusal bağ kuracak örneklere ağırlık verin.
Sunumla ilgili sizin coşkunuz karşı tarafa da geçecektir

27 Eylül 2014 Cumartesi

Antimadde

Antimadde, Standart Model'de yeralan tüm parçacıkların, kendileriyle BÜYÜK ÖLÇÜDE aynı kütle ve özellikleri taşıyan, ancak ters elektrik yüklü karşılıklarına deniyor. Örneğin: Proton (+)-antiproton (-); elektron(-) - pozitron(+); kuark-antikuark; nötrino-antinötrino vb. 
Bir  madde parçacığıyla antimadde karşılığı bir araya geldiklerinde birbirlerini hemen yok ediyorlar.

Ancak her parçacığın bir karşı parçacığı (antimaddesi) bulunmasına karşılık, evren yalnızca maddeden yapılı. Neden? Evreni ortaya çıkaran Büyük Patlama'dan hemen sonra son derece yoğun ve  sıcak evrende madde ve antimaddenin eşit miktarda bulunduğu düşünülüyor. 

Maddeyle antimadde Büyük Patlama'nın ilk saniyesinin çok küçük kesirleri içinde birbirini yok ediyorlar. Gene de ortada çok küçük oranda bir madde fazlalığı kalıyor ve tüm evren, işte bu son derece küçük madde fazlalığından yapılı. 


Fizikçiler, maddenin antimaddeye galip gelmesinin nedenini araştırıyorlar ve bunu aralarında Yük-Parite eşleniklik ihlali denen küçük bir asimetriye bağlıyorlar.
Yukarıda anlatılanların ışığında evrende serbest halde antimadde bulunmaması gerekiyor. Ancak antimadde parçacıkları, çekirdek tepkimelerinde ya da parçacıkların birbiriyle çarpışmasında ortaya çıkabiliyor ve madde karşıtlarıyla karşılaşıp yok olmadan önce saniyenin küçük kesirleri kadar bir zaman içinde var olabiliyorlar. 


Maddeyle antimaddeenin birbirleriyle karşılaşıp yok olması sürecinde çok büyük miktarda enerji açığa çıktığından, teknolojinin yeterli olgunluk kazanması ve ekonomik maliyetlere düşmesi halinde bu yokoluşun kontrollü olarak gerçekleştirilebilmesi ve bundan enerji üretimi ve uzay gemileri için itki kaynağı olarak yararlanılması, araştırmacıların düşlerini süslüyor.




Madde parçacıklarını, çarpışarak başka parçacıklar (bu arada antimadde parçacıkları) üretebilecek hızlara (ışık hıızına çok yakın) ve enerjiye ulaştırabilmek için çok geliişmiş teknolojide, pahalı süperiletken mıknatıslarla çevrili dev yeraltı tünelleri ve ortaya çıkan parçacıkları tanıyıp yollarını ve davranışlarını izlemek için de apartman boyutunda, teknoloji harikası dedektörler gerekiyor. Dolayısıyla, sizin de tahmin ettiğiniz gibi antimadde üretmek (ve bunları çarpışmadan alıkoyup serbest halde tutmak) son derece pahalı. Bu parçacık hızlandırıcıları milyarlarca dolara mal oluyor.

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Öğrenciler Başarıdan Ne Anlıyor?

Yüksek puanlı 9 Anadolu lisesinden 720 öğrenciyle yapılan araştırmaya göre, gençler Türkiye’deki eğitim ve sınav sisteminin başarı getireceğine inanmıyor. Sistemin kendi tercihlerini yansıttığını düşünmüyor. Meslek seçimi gelecek planlarında etkili oluyor. Annenin eğitim seviyesi liselilerin başarı algısı ve gelecek beklentisinde etkili oluyorken, babanın eğitim seviyesi etkili olmuyor. Öğrenciler daha çok mühendislik bilimlerini tercih ediyor.


TÜBİTAK Ortaöğretim Öğrencileri Araştırma Projeleri yarışmasına katılan GalatasarayLisesi öğrencileri Kemal Sedat Ceyhan ve Orhan Adıgüzel, öğretmenleri Necla Şükran Gerçeker danışmanlığında bir araştırma yaptı. TÜBİTAK yarışmalarında sosyoloji alanında yarışan ‘Ortaöğretim Öğrencilerinin Başarı Algısı ve Gelecek Beklentisi: İstanbul İlindeki Anadolu Liselerinde Yapılan Bir Uygulama’ başlıklı araştırma İstanbul’da birinci seçilirken, Türkiye genelinde derece alamadı. Liselilerin çalışmasından ilginç sonuçlar ortaya çıktı.